2 Nisan 2015 Perşembe

3'ün Nisanı

 11 Nisan 2012, son blog yazımmış. Aradan koca 3 yıl geçti. Ben nasıl geri döndüm bu bloğa ya da ne zaman koptum. Sanırım artık yetişkin buhranlarım başladığında artık bırakmıştım. Büyük ihtimal takipçilerimden kimse kalmadı, blogger'ın da eski havası kalmadı insanlar artık daha çok resimlere bakmayı seviyorlar okumayı değil.

  Hot Chip - I feel better (Den haan remix) beni dinlerken en çok ağlatan şarkıydı kampüste, yürürken bisiklet sürerken. Ne saçma. Ama şimdi de.

Tamam biraz daha toplum yazacağım. Bloğa geri dönüşüm aslında hayatıma giren biriyle oldu. Giren dediysem 1 günlüğüne girdi aslında. Onun için sıradan bir gündü sanırım. Hazırlık öğrencisi sonuçta ben hazırlıktayken sabahçıydım bi de, off deli zaman. Şimdi de 3'te çıkıyorum ama kampüse değil, bok gibi bir şehre. Kampüs de çok bozdu gerçi. İyi oldu diyorum İzmir'den ayrılmak, şantiyeye dönen kampüs, hayaller kurarak gezdiğim yerlerin çöküşünü izlemiyorum.

Artık bir çalışanım, y. lisans yapıyorum ama asla aynı şey değil. Çok değiştim aslında. Üniversiteyi de güzel yaşadım aslında, bi sevgilim olamadı be kampüsten. Çok da uğraştım. 3 çocuğa açıldım, birinden gerçekten çok hoşlanıyordum. Diğerlerine karşı platonik buhranlara girmeden açıldım. red red red. Neden üni.den sevgilim olamadı ki. Acaba o çocuk da bunu mu istiyordu. Ben üni.deyken üni dışından insanlara nsl bakıyordum.

Burda gökyüzü hiç parlak değil, ay hiç berrak değil.

11 Nisan 2012 Çarşamba

.

Ölürsem kendime acırım.

2 Mart 2012 Cuma

Anladınız Siz Onu ?

  Bugün Desem'de Japon bir Mangaka (Manga çizeri)nin konferansı vardı. Manganın geçmişi, çizimi vb. konularında. Soru cevap kısmına gelindiğinde: " Shounen ve Eiichi'lerdeki kadın temsillerine karşı diğer mangaka, japon akademisi ve japon aktivistlerin tarvını" sordum. Doğru düzgün çeviri yapamadığı sürekli kendi kendine sırıtmasından belli olan kadın düzgün anlatamamış olacak ki, adam da sadece bunun ticari bir pazar olduğu üzerinden birşeyler söyledi. Ardından sözüne devam etti. Çevirmen kadın duraksadı: " Son zamanlarda kadın mangakaların artmasıyla artık erkeklerin bedeninin, erkek erkeğe...... (gülmeye başlar kendi kendine ) .......................anladınız siz onu (gülmeye dvm eder ve salon da güler."
   Gerizekalı embesil, neyi anladık? Bir gey diyemiyorsun, bi de çevirmen mi olmuşsun. Ki adam, çevirisini yaptığı şeyi söylerken adamın yüz ifadesinde hiçbir değişiklik olmamıştı. Homofobi için illaki hakaret edilmesi ya da şiddet uygulanması gerekmiyor. İşte homofobi böyle birşey de.

16 Ocak 2012 Pazartesi

...

Final Fantasy

     Final tatillerini, final haftalarını sevmiyor değilim aslında ama bir sevmediğim noktası yalnız kalmam. En içip sıçan insanlar bile ders çalışıyor. Bu insanlar ders çalışmayı mı bilmiyor? Oturursun 2-3 saat çalışırsın zaten beynin yorulur. Kendine vakit ayırırsın. Millet sümsük sümsük ödev yapıyor, sınav çalışıyor. Vicdan azabı duymamak için de kendini izole ediyor.
    Aslında bütün üniversite hayatım boyunca yediğim içtiğim bir giden biri olmadı. Bu kalıp da hep güzel bir manada kullanılır ya, ne münasebet canım? Benim hiç bir zaman bu kadar damar bir kolektif politikam olmadı zaten. Olanlara şaşarım, imrenmem ama takdir de etmem.

15 Ocak 2012 Pazar

Heteroseksizm Her Yerde

 Gittiğim KPSS dersanesinde kendimi zor tutuyorum. Diyorum hocalar her zaman mı böyleydi, yoksa bu benim talihsizliğim mi? Ama düşününce okuduğum bölümü ve hocalarımın genel profilini, bize ideolojik bir örtük müfredatla ders anlatmadılar. Söylediklerinin neye gideceğini düşünerek konuşan insanlar çoğunlukla, tabi bu ancak üniversitede mümkün olabiliyor. Dersanedekiler hak getire. Bütün söylemler heteronormatif, bütün söylemler genellemeci ve iddialı. Dil gelişimindeki cinsiyet faktörünü anlatırken kadının en son dediği, "kadınlar çok konuşur, erkekler susar, ama zaten doğa da zıtlıkların dengesi üzerine kurulmuştur. Olması gereken budur." oldu. Ve dayanamadım artık " Bahsettiğiniz şeylerin doğayla değil toplumsal cinsiyetle alakası var ve doğada toplumsal cinsiyet diye bir şey yok." dedi. Sözlerimi geçiştirdi. Raporlama yapsam bir ayda defter biter ve çoğu hoca da farksız değil. Seçilen örnekler, yapılan genellemeler aslında hepsi karşımıza ardından bir ayrımcılık argümanı olarak çıkıyor ve bu o kadar farkedilmeden oluyor ki.

O Geliyooor

    Haftaya cuma hayatımda çok önemli bir yeri olan canım dostum Gonca İzmir'e geliyor. Dün içerisinde durup dururken "Gonca haftaya burada olacak holey." falan diyorum. Geçen sene aynı yurttaydık. Bu sene İstanbul'a döndü. Ama bu aramızdaki mesafeyi çok iyi tolere edebildiğimi düşünüyorum. Öncelikle ikimizde hayatlarımızda engel oluşturmadık. (Kendi adıma da bunu temenni ediyorum tabi.^^) Konuşamadığımız falanlar yeri stratejiler üretip birbirimize ses kayıtları yaptık. Duyduğum etkinlikleri Gonca'yla gidebileceklerimiz olarak ihtimal listesine alıp, ona mesaj atıyorum. Onu büyük sürprizler de bekliyor İzmir'de. :)) Şakalar, fıkralar, şamatalar ve daha niceleri. Bir hamur işi siparişi hakkım da var ondan ama daha karar vermedim. İdealist bir mutfak emekçisi olarak bu teklifi yolayca geçiştiremezdim ama değil mi?